MESLEKİ EĞİTİMDE SİVİL TOPLUMUN ROLÜ: BOLU’DA ELGİNKAN VAKFI ÖRNEĞİ

 

 

Doç. Dr. E. Elif Yücetürk

Abant İzzet Baysal Üniversitesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Kamu Yönetimi Bölümü

yuceturk_e@ibu.edu.tr

 

 

Özet

 

Küresel değişime ayak uydurma, istihdamı olanaklı kılma ve toplumsal refah düzeyini yükseltmede mesleki eğitim önemli bir unsurdur. Devlet olanaklarıyla yaygın mesleki eğitime erişme sınırlıdır. Öte yandan gelir düzeyinin düşük olması, vatandaşların da yaşam boyu eğitim sürecinde mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmesini kısıtlamaktadır. Elginkan Vakfı sunduğu ücretsiz kurs ve seminerleri ile gerek duyulan mesleki ve teknik eğitim alanında önemli bir boşluğu tamamlamaktadır. Bu çalışma bir sivil toplum kuruluşu olarak Elginkan Vakfı’nın Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi hizmetlerine dikkat çekmek ve diğer sivil toplumlara örnek göstermeyi amaçlamıştır. Sunulan hizmetler, çeşitlilik, eğitimin kalitesi, hizmetlere erişebilirlik, ortaklarla işbirliği ve katılımcıların niteliğine göre değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan veriler birincil ve ikincil kaynakların incelenmesine dayalıdır. Birincil kaynaklar, Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin yıllık istatistikleri, kurum hakkındaki yazılar ve yönetici ile yapılan derinlemesine görüşmeden oluşmaktadır. İkincil kaynaklar ise konuyla ilgili incelenen çeşitli araştırma raporları, kitaplar, makaleler ve mevzuatla ilgili diğer yayınları kapsamaktadır.   

 

Anahtar Kelimeler: Bolu Elginkan Vakfı, Sivil Toplum Örgütü, Mesleki ve Teknik Eğitim, Yaşam Boyu Eğitim

 

THE ROLE OF CIVIL SOCIETY IN VOCATIONAL EDUCATION:  ELGİNKAN FOUNDATION SAMPLE IN BOLU

 

Abstract

 

Vocational education is an important element in adapting to global change, providing employment and, in raising the level of social welfare. The access to vocational training opportunities are limited with public facilities.  On the other hand, citizens with low-income are not able to develop their professionel knowledge and skills in the process of lifelong education.  Elginkan Foundation fills an important gap needed in the field of vocational and technical education by offering free courses and seminars.  This study focuses on a non-governmental organization, the Elginkan Foundation in Bolu and tries to draw attention to Vocational and Technical Education Center’s services of the organisation for being a role model to other civil society organisations. The services offered by the Elginkan Foundation examined in terms of service diversity, the quality of education,  accessibility to services, cooperation with partners and,  the quality of trainees. In this study, primary and secondary sources are used. The primary sources consists of the annual statistics of Bolu Vocational and Technical Education Center’s and in-depth interwiew with the manager of the organisation. Secondary sources are included related research reports, books, articles about organization’s articles and other publications relating with its legislative structure.

 

Keywords: Elginkan Foundation in Bolu, Civil Society Organization, Technical and Vocational Education, Lifelong Education.

 

Giriş

 

Küreselleşen dünyada ekonomi, bilgiye dayanmakta ve rekabet koşullarını hızla değiştirmektedir. Rekabet edebilirlikte başarı, çağın gerektirdiği becerileri kazanmış eğitimli insan gücüne sahip olmakla mümkündür. Bilgi ekonomisinin küresel rekabete hazırlanmış bir işgücü talep etmesi sonucu yaygın mesleki eğitim, günümüz insanı için yaşamsal bir zorunluluk olmuştur. Bu nedenle mesleki eğitime başta Avrupa Birliği olmak üzere tüm dünyada önem ve öncelik verilmektedir. Eğitim sistemleri de yaşam boyu öğrenme yaklaşımıyla ele alınmakta ve geliştirilmektedir. Böylece bilgi toplumunun gereksinim duyduğu bilgi ve becerilere sahip olan vatandaşların, yeni koşullara hazırlanması sağlanmış olacaktır.

 

Bilgi çağının baş döndürücü gelişmeleri, kazanılan bilgiyi de hızla eskitmektedir. Bu süreç, gelişmiş ülkelerde daha hızlı yaşanmaktadır. Değişen çağa, aynı hızla yetişebilmek ve uyum sağlayabilmenin yolu eskiyen bilgiyi hızla yenilemekten geçmektedir. Bunun için yaşamın her alanında sürekli olarak verilecek eğitime gereksinim vardır.

 

Türkiye’de iş dünyasının önemli sorunlarından biri de yeterli nitelikte ve sayıda eğitilmiş işgücü yetersizliğidir. Bu eksikliğe cevap verecek politikalar da yeterli değildir. Neo liberal politikalar, bir yandan küresel rekabeti hızlandırırken diğer yandan da devleti küçültme politikaları ile kamu harcamalarını azaltmaktadır. Bu durum devlet olanaklarıyla yaygın mesleki eğitime erişmeyi sınırlamaktadır. Eğitim programlarını gerçekleştiren kurumların sunduğu hizmetlerin yetersizliği, kontenjan kısıtlılığı gibi nedenler ile bireyler mesleki eğitim programlarına ulaşmada eşit fırsatlardan yararlanamamaktadır. Politika oluşturan makamlar, bu sınırları aşmak için iş dünyası ve sivil toplumu da mesleki eğitime katkıda bulunmaya davet etmektedir. Bu amaçla çeşitli iş birliği protokolleri de yapılmaktadır.

 

Bu bağlamda eşitsizliklerle mücadele alanlarından biri de sivil toplumdur. Sivil toplum kuruluşu olarak vakıflar, bugün olduğu gibi tarih boyunca da eşitsizlikleri gidermede önemli rol oynamışlardır. Geçmişte sağladıkları hizmetlerin başında eğitim hizmetleri gelmiş ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlayarak, toplumdaki gelir dağılımını etkilemişlerdir (Kozak, 1985: 86). Yapılan bir araştırmada eğitimde fırsat eşitliğinin, gelir dağılımı üzerinde dengeleyici bir etki yaptığı tespit edilmiştir (Dilik, 1976’dan aktaran Kozak, 1985: 86). Günümüzde bireylere ilgi, istek ve gereksinimlerine göre sertifika kazandıracak çeşitli programlar, devletin yanı sıra sivil toplum eliyle de sunulmaktadır. Bu alanda dikkat çeken uygulamaları olan Elginkan Vakfı, bu tebliğin konusunu oluşturmaktadır. Çalışmamızda Elginkan Vakfı Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nde binlerce gence ve yetişkine sunulan belgeli eğitim hizmetleri, eğitimin kalitesi, erişebilirlik, diğer ortaklarla yapılan işbirliği, katılanların sayı ve niteliği incelenerek topluma yaptığı katkı değerlendirilmiştir.

 

Çalışmanın Amacı ve Yöntemi

 

Bu çalışma bir sivil toplum kuruluşu olarak Elginkan Vakfı’nın Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi hizmetlerine dikkat çekmek ve diğer sivil toplumlara örnek göstermeyi amaçlamıştır. Çalışmada kullandığımız veriler, konuyla ilgili bilimsel eserlerin, birincil ve ikincil kaynakların taranmasına dayalıdır. Birincil kaynaklarımız, Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin hazırladığı dönemsel istatistikler, gazete ve dergilerde yayınlanan kurum hakkındaki yazılar ve yönetici ile yapılan derinlemesine görüşmeden oluşmaktadır. İkincil kaynaklar ise konumuzla ilgili incelediğimiz çeşitli araştırma raporları, kitaplar, makaleler ve mevzuatla ilgili diğer yayınları kapsamaktadır.   

 

Çalışma konusu oluşturan Elginkan Vakfı Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’ndeki seminerlere, bu satırların yazarı da zaman zaman üniversite öğretim üyesi olarak destek vermektedir. Bu sebeple eğitimci kimliğimiz ile seminer verdiğimiz bu sivil toplum kuruluşu, çalışma ilkeleri, organizasyon ve insan ilişkileri bağlamında tarafımızca hem deneyimleme hem de gözlemleme fırsatı bulunmuştur. Bu deneyim ve gözlemlere ilave olarak Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin eğitim koordinatörü ve yöneticisi olan Hamdi Ayyürek ile 05-08-2010 tarihinde bir “derinlemesine görüşme” gerçekleştirilmiştir. “Derinlemesine görüşme açık uçlu, keşif odaklı bir yöntemdir” (Baş ve Akturan, 2008:111). Bu nitel yöntemi kullanmadaki amacımız, Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin kuruluş çalışmalarını yapan, tüm gelişim aşamalarına tanıklık eden ve kurulduğu andan itibaren yönetici ve eğitim koordinatörü olarak görev yapan kaynak kişinin düşüncelerini, bakış açısını, hizmet anlayışlarını ve hizmet sürecinde yaşanılan zorlukları derinlemesine keşfetmektir. Görüşmeyi bizzat araştırmacı gerçekleştirmiş ve katılımcının görüşlerini yönlendirmemek için yöntem gereği pasif bir rol üstlenerek, aktif dinleme tercih etmiştir. Böylece konuşmacıya fikirlerini daha fazla açıklama olanağı sağlanmıştır. Görüşülen kişinin, konuşmaya istekli olduğu gözlenmiş ve görüşme dinlenme aralığı verilerek iki saat sürmüştür. 

 

Yaşam Boyu Eğitim ve Yaşam Boyu Öğrenim Kavramlarının Gelişim Süreci ve Mesleki Eğitimle İlişkisi

 

            Yaşam boyu eğitim bireyin özel, aile, sosyal ve mesleki yaşamında en büyük gelişmenin sağlanabilmesi için yaşamın tüm alanlarında yürütülen örgün, yaygın ve algın öğrenmeyi kapsamaktadır. Yaşam boyu eğitimde “eğitim” kavramı en geniş anlamında kullanılmakta ve eğitimin tüm kademeleri ahenkli bir şekilde bütünleştirilmektedir (DPT, Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2001:9).

 

            Yaşam boyu öğrenme kişisel, toplumsal, sosyal ve istihdamla ilişkili bir yaklaşımla bireyin, bilgi, beceri, ilgi ve yeterliliklerini geliştirmek amacıyla hayatı boyunca katıldığı her türlü öğrenme etkinlikleri olarak tanımlanmaktadır. Hayat boyu öğrenme, erken çocukluk dönemindeki aile içi öğrenmeleri, örgün eğitimin tüm aşamalarını, yaygın eğitimi, iş yaşamında kazanılan öğrenmeleri, hayatın herhangi bir döneminde kazanılan bilgi ve becerileri kapsar (Milli Eğitim Bakanlığı, Hayat Boyu Öğrenme Strateji Belgesi, 2009:7-8).

 

            Yaşam boyu eğitim ve yaşam boyu öğrenme kavramları arasında fark bulunmaktadır. Yaşam boyu öğrenme kavramında, eğitimsel gelişimle ilgili sorumluluk kişinin kendisine verilmektedir. İstihdam edilebilir bireyler, almak istedikleri eğitim ve öğretimi, kendi gereksinimlerine göre kendileri seçerler. Yaşam boyu eğitim kavramı ise mevcut eğitim sistemini yeniden yapılandırmayı ve eğitimle ilgili olup da eğitim sisteminin dışında kalan tüm potansiyeli geliştirmeyi amaçlayan genel bir düzenlemedir (Akbaş ve Özdemir, 2002). Yaşam boyu eğitim ve yaşam boyu öğrenim kavramları arasındaki bir başka fark ise öğrenimin iş, meslek, sanat konuları ile sınırlı olmasına karşın eğitimin bunların dışındaki konuları da kapsayarak insan olma erdemini, birey olma gereklerini ve yurttaşlık bilincini vermeyi de amaçlamış olmasıdır (Çolakoğlu, 2002).

 

Bireyler, hızla değişen ve gelişen topluma ayak uydurmak zorundadır. Bu nedenle her bireyin sahip olduğu bilgi ve becerisinin, çağın koşullarına aynı hızla cevap verebilmesi için kişisel gelişimleri de sürekli olmalıdır. Sadece okul yaşamında elde edilen bilginin, kişinin tüm yaşam gereksinimini karşılamayacağı açıktır. Bir çalışmada “yaşamın dörtte birini kapsayan bir eğitimle, yaşamın tamamının devam edemeyeceği, bu nedenle yaşam boyu eğitimin zorunlu olduğu” vurgulanmaktadır (Ültanır ve Ültanır, 2005:5). Diğer yandan bilimsel verilere göre eğitimini tamamlamış bir kişi her yıl kazanmış olduğu teorik bilgisinin yüzde beşini kaybetmektedir. Bu bilgiler yerine konulmadığında 45 yaşına gelindiğinde tüm yenilik ve gelişmelerin gerisinde kalınacaktır. Bunun için çalışanlar, zamanlarının yüzde on beşini bilgi ve becerilerini geliştirmeye ayırmalıdır (Tezer ve Arifoğlu, 2008). Bireylerin yaşamları boyunca kendilerini geliştirebilmeleri, eksiklerini tamamlayabilmeleri, bilgiye nasıl ve niçin ulaşacaklarını bilmeleriyle mümkündür. “Bilmediğini bilen” kişilerden olabilme, güçlü ve zayıf yönlerinin farkına varabilme, kuşkusuz bireylerin öğrencilik yıllarında kazanacağı bir değerdir. “Yaşam boyu eğitim, öğrenmeyi öğrenebilmektir. Öğrenmeyi öğrenen ve bunu alışkanlık haline getiren bir çocuk, yetişkin olduğunda da kendine gerekli olan yeni bilgileri sürekli öğrenebilecektir. Öğrenmeyi öğrenen bireylerden oluşan toplum da öğrenen, çağa ayak uydurabilen bir toplum” özelliğine sahip olur (Karaçay, 2005:37).

 

            Yaşam boyu öğrenme, kişisel gelişim için olduğu kadar toplumsal bütünleşme ve ekonomik büyüme için de gereklidir. Herkese sağlanacak eşit fırsatlarla kadın erkek ayrımı yapmadan ve diğer bireylere göre güçsüz konumda olduğu kabul edilen vasıfsız gençler, engelliler, işsizler, yaşlılar gibi gruplar başta olmak üzere tüm topluma dengeli bir şekilde ulaşmalıdır.

 

            1960’lı yıllarda gelişmiş ülkelerde, eğitim sisteminin aksayan yönleri sorgulanmış ve örgün eğitim, herkese yeterli düzeyde eğitim fırsatı sunamadığı ve insanları eğitimsizliğe mahkûm ettiği için eleştirilmiştir. Söz konusu edilen eksikliklerin üstesinden gelebilmek amacıyla “yinelenen eğitim” kavramı ortaya atılmıştır (DPT, Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2001:2). Böylece eğitimin, yinelenen bir şekilde bireylerin tüm yaşamına yayılacağı düşünülmüştür. Bu anlayışa göre kurumsal eğitim fırsatları tüm kitlelere yaygınlaşacak, örgün ve yaygın eğitim birbirlerini tamamlayacaktı. Ancak 1980’li yıllara gelindiğinde ülkelerin eğitime ayırdıkları kaynakların görece azaldığı fark edildi. Üstesinden gelinmesi gereken yeni sorunlar baş gösterdi. Eğitim sistemleri serbest piyasa mekanizması içinde rekabete açık bir toplumun gereksinimini karşılayabilmesi için yeniden yapılandırılmaya çalışıldı. Bu süreç sonucunda “herkes için hayat boyu öğrenme” kavramı kullanılmaya başlandı. Eğitim anlayışında tartışılan bu iki yaklaşım arasındaki fark, hayat boyu öğrenme anlayışı, yinelenen eğitim kavramına göre devletin eğitimdeki rolünü azaltmış olmasıdır. Buna karşılık bu süreçte aile, sendikalar, sivil toplum gibi sosyal sınıfların rolleri güçlendirilmiştir.  

 

            Türkiye’de 1990’lı yıllarda “herkes için hayat boyu öğrenme yaklaşımı” çerçevesinde eğitim sistemleri yeniden incelenmiş ve kimi sorunlar tespit edilmiştir. Buna göre mevcut eğitim sisteminin etkinliği azalmış ve amaçlara ulaşması sekteye uğramıştır. Bireylere öğretilen bilginin, onlara yaşamları boyunca gerekli olan bilgi değil, bir defalık kullanılacak bilgi olduğu fark edilmiştir. Okullarda ezberci eğitime ağırlık verilmiştir. Okul öncesi eğitim yaygınlaşamamıştır. Eğitimde kullanılan yöntemler, resmi yetkililer ile öğretmenlerin daima her şeyin en iyisini bildikleri varsayımına dayanmıştır. Örgün eğitim sistemleri, eğitimin sadece okullarda sürdüğü düşüncesiyle işletilmiştir. Oysa eğitimin insan yaşamının her alanında evde, oyun sırasında, toplumda gerçekleştiği dikkate alınmamıştır. Toplumsal statü sadece diplomaya bağımlı kılınmış, mesleki yeterlilik ve meslek ahlakı ile ilişkilendirilememiştir. Eğitim, ekonomi ve istihdam bağlantısı başarılı bir biçimde kurulamamıştır. Sanayi ve hizmet sektörleri için nitelikli iş gücü yetiştirilmesi önem arz etmektedir. İşsizlik ve işsizlik korkusu eğitimin tüm kademelerinde yaşanmaktadır. Eğitim sistemi üniversite eğitimini özendirmiş, meslek seçimi isabetle yapılamamış sonuçta eğitim istihdam ilişkisi olumsuz etkilenmiştir (DPT, Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2001:3-8) .

 

Bu ve benzer sorunlarla mevcut eğitim sistemi, bireylere öğrenmeyi öğretemeyen, yaratıcılık ve eleştiricilikten uzak, onları hayata ve mesleğe hazırlayamayan bir özellik göstermektedir. Bu nedenle eğitim anlayışının “yaşam boyu eğitim” bağlamında ele alınması, yukarıda özetlenen sorunlarla ilişkili olarak kurumsallaşmış eğitim ve okullara karşı yöneltilen eleştirilere de cevap niteliği taşımaktadır. Yaşam boyu eğitim, tüm eğitim kademelerini ve türlerini, yani örgün, yaygın ve algın eğitimi birleştirmekte ama herhangi bir yapılaşmayı yansıtmamaktadır. Ancak eğitimin daha işlevsel ve etkin olabilmesi için yol gösterici nitelik taşımaktadır.

 

Yaşam boyu eğitim, Avrupa Birliği’nin de temel eğitim felsefesini oluşturmaktadır. Her düzeyde ve türde eğitim uygulamalarında yaşam boyu eğitim öncelik taşımaktadır. Avrupa Birliği’nde mesleki eğitim, yaşam boyu eğitim anlayışı içinde örgütlenmiştir. Böylece yaşam boyu eğitim aracılığıyla eğitime dayalı olarak ekonomik gelişmeyi sağlamak, toplumsal bütünleşmeyi geliştirerek eğitilmiş iş gücü sayesinde gelecek nesillere daha güzel bir Avrupa bırakmak amaçlanmıştır. Avrupa Birliği’nin eğitimle ilgili en kapsamlı programı Socrates’tır. Bu program, yaşam boyu eğitime çok geniş bir yaklaşım getirmiştir. Her yaş ve düzeydeki eğitimi kapsayan Socrates, beş temel alt programdan oluşmaktadır. Bunlar okul eğitimi (Comenius), yüksek öğretim (Erasmus), yetişkin eğitimi (Grundvig), Avrupa dillerinin öğretimi (Lingua), eğitimde bilgi teknolojilerinin kullanımı (Minevra) ve mesleki eğitim (Leonardo da Vinci) programlarıdır.

 

Avrupa Birliğine üye ve aday ülkelerin mesleki eğitim politikalarının geliştirilmesi ve desteklenmesi amacıyla oluşturulan Leonardo da Vinci programının anahtar öğesi uluslar üstü olmasıdır. Eğitim sağlayanların, işverenlerin, sendikaların, yerel yönetimlerin, bölgesel kuruluşların dahil olabileceği paydaşlar, yenilikçi anlayışla bilgiyi geliştirmeye ve yaymaya çalışırlar. Bu program kapsamında yeni becerilerin kazanımı, eğitim ve yetiştirme kurumları ile şirketler arasındaki bağlantılar, dışlanma ile mücadele, insan kaynaklarına yatırım, yaşam boyu öğrenme bağlamında bilgi toplumu becerileri öncelikli konuları oluşturur (Günlü, 2003:54).  

 

Toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine katkı sağlamak amacıyla bireylerin beklentilerine, istek ve gereksinimlerine uygun olarak hazırlanacak programlarla, yaşam boyu eğitim sürecinde sivil toplumun, üniversitelerin, özel sektörün, kamu kurum ve kuruluşlarının iş birliği yapmaları zorunludur.    

 

Mesleki ve Teknik Eğitimin Kapsamı, Uygulama Sorunları ve Katılım Anlayışı

 

Mesleki teknik eğitim, bilgiyi üretime dönüştüren, yeniliklere uyum sağlayan, çağdaş ve bilimsel metotları bilen, yorum yapabilen, problemlere çözüm üretebilen, mal ve hizmetlerin üretiminde ve geliştirilmesinde yetki ve sorumluluk alabilen nitelikli insan gücü yetiştirme çabasıdır (Sağlam ve Kuş). Bu anlamda mesleki eğitim, bir ülkenin kalkınmasında büyük önem taşımaktadır. İşe dönük olarak verilen eğitim ile bireyler, mesleğe daha verimli ve etkili bir şekilde hazırlanma olanağına kavuşmaktadır.

 

Mesleki teknik eğitim ile iş dünyasının gereksinim duyduğu insan kaynağı, hem çok yönlü hem de nitelikli hale gelecektir. Bunun sonucunda bilinç düzeyi yükselecek, verimlilik, etkinlik artacak, öte yandan çalışanlar da olabilecek iş kazalarına karşı korunmuş olacaklardır. Bu amaçla Türkiye’de çalışma yasalarındaki son değişiklikler, yapılan işle ilgili mesleki eğitimi zorunlu hale getirmiştir. Örneğin 4857 sayılı İş Kanununun 85. maddesindeki bir değişiklikle “on altı yaşını doldurmamış genç işçiler ve çocuklar ile işiyle ilgili mesleki eğitim almamış işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamayacakları” hükmü getirilmiştir (5763 sayılı yasa, md.5). Mesleki eğitim almamış işçi çalıştıran işverenlere de belgesiz çalıştırdıkları her işçi için para cezası uygulanacaktır.

 

 Etkili bir mesleki eğitim, bireylere sadece güvenceli ve iyi bir iş kazandırmakla kalmaz aynı zamanda meslekte ilerlemelerine de katkı sağlar. Ancak Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim sistemi, iş dünyasının gereksinim duyduğu iş gücünü yetiştirme konusunda bazı sorunlar yaşamaktadır.

 

Ekonomik kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak için Türk sanayisinin ve hizmet sektörünün talep ettiği, nitelikli bireyleri yetiştirmesi gereken mesleki teknik eğitim sistemi, genel eğitim sisteminin gerisinde kalmıştır (Bostancıoğlu, 2006). Mesleki eğitimin uluslararası standarda dayalı olmaması, piyasanın ihtiyaç duyduğu eleman ile yetiştirilen elemanın bu ihtiyacı karşılayamaması, hala eski teknolojiye göre eğitim verilmiş olması, işletmeler ile eğitim kurumları arasında yeterli düzeyde işbirliği kurulamaması gibi sorunlar (Altuncı ve diğerleri, 2009) dikkat çekmektedir. Diğer taraftan Milli Eğitim Bakanı ise bir açıklamasında Türkiye’de sektörlerin yeterli nitelikte ve sayıda eğitimli ve belgeli teknik eleman bulamadığını ifade etmekte ve bu konuyu önemli bir sorun olarak vurgulamaktadır (http:// www.meb. gov.tr/ haberler/ haberayrinti.asp?ID= 7507).  Bakanlık, bu ihtiyaca yönelik olarak mesleki ve teknik eğitimde fiziki alt yapının iyileştirilmesi, kalitenin yükseltilmesi ve eğitime erişimin arttırılması yönünde çalışmalar yapmaktadır. Bu kapsamda mesleki okulların teknolojik alt yapılarının yenilenmesi ve güçlenmesi için iş dünyasını eğitime daha fazla katkıda bulunmaya davet etmektedir.

 

4702 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu (Resmi Gazete, 10 Temmuz 2001, Sayı: 24458), mesleki ve teknik eğitim hizmetlerinin, katılımcı bir anlayışla yürütülmesi için hükümet, işçi, işveren ve sivil toplum örgütlerinin katılım ve katkılarını daha da kurumsallaştırmak amacıyla çıkarılmıştır (Genelge, 2002/55). 4702 sayılı yasa, “mesleki ve teknik eğitim alanında eğitim sistemine “yeni bir okul anlayışı” ile “yeni bir mesleki ve teknik eğitim anlayışı” yerleştirmiştir. Bu anlayışın en önemli hareket noktası, sivil toplum kuruluşlarının eğitimin karar ve uygulama süreçlerine katılmasını sağlamak olmuştur” (Bostancıoğlu, 2006). Ayrıca “Eğitim Bölgeleri ve Eğitim Kurulları Yönergesi” (Tebliğler Dergisi, 1999/2506) ile eğitimde kalitenin yükseltilmesi ve sürekliliğin sağlanması amacına dönük olarak okulun iç ve dış öğeleri ile yerel yönetimler, özel sektör ve gönüllü kuruluşların eğitimde karar süreçlerine katılımları ve işbirliklerinin teşvik edilmesi amaçlanmıştır. Böylece il ve ilçelerde üniversite temsilcilerinden belediye temsilcilerine, özel sektör kuruluşlarından sivil toplum temsilcilerine kadar geniş bir katılıma olanak sağlanmıştır. Bu oluşum, kamuda sivil katılımın önünü açmış ve örnek bir uygulamayı başlatmıştır. Mesleki ve teknik eğitimin, sadece Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi olmadığı yasal düzenlemelerle de kabul edilmiştir.

 

Sivil Toplum Örgütlerinin Eğitim Hizmetlerine Katılımı

 

Sivil toplum kavramı, devlet otoritesinin dışında kendine ait kaynaklara, ilke ve kurallara sahip gönüllülük temeline göre örgütlenmiş sosyal bir alanı ifade etmektedir. Bu sosyal alan içinde faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri, birçok dilde olumsuzlama yoluyla tanımlanmakta ve hükümete ait olmayan her türlü örgüt şeklinde kabul edilmektedir. Üniversite, kilise, politik partiler, sendikalar, araştırma ve geliştirme merkezleri, sportif kuruluşlar, dinsel cemiyetler ve hayır kurumları vb. örgütler örnek gösterilmektedir (Stein, 1991’den aktaran Corsino, 2001:55). Bir kuruluşun sivil toplum kuruluşu olarak nitelenebilmesi, gönüllü bir örgütlenme olarak özerk ve hükümet dışı bir kuruluş olmasını gerektirir. “Kamu dışında özel alan olarak nitelik kazanan sivil toplum kuruluşlarında gönüllü giriş ilkesi esastır. Sivil toplum kuruluşlarına üyeliğin zorunlu ve aynı zamanda bir ücret karşılığında olmaması gerekir. Üyeliği zorunlu olan meslek odaları sivil toplum kuruluşu kabul edilmemektedir” (Yıldırım, 2004:62). Bu özellik nedeniyle Tabipler Odası, Baro gibi kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlenmeleri, zorunlu üyeliği gerektirdiğinden sivil toplum örgütleri değildir. Siyasi partiler de bu özellikten hareketle gönüllülük esasına göre kurulmuş olmaları nedeniyle sivil toplum örgütüdür. Ancak iktidara geldiklerinde hükümet dışı olma niteliğini kaybettikleri için sivil toplum örgütü kapsamından çıkarlar. Sendikalar, dernekler ve devlete ait olmama koşulu ile vakıflar da yukarıda belirtilen nitelikler itibariyle sivil toplum örgütüdür. Ancak vakıflara üye olunmamaktadır.

 

Hiç kimsenin üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamadığı sendikalar, üyeliğin isteğe bağlı olarak çalışanların ortak hak ve çıkarlarını korumak amacıyla kurulmaktadır. Dernekler de “sanayileşmenin ve kentleşmenin yabancılaştırdığı ve yalnızlaştırdığı halkın benzer görüşleri paylaşan insanlarla bir araya gelerek kendi varlığını sürdürmek ve ortak amacı gerçekleştirmek için oluşturulan” (Yıldırım, 2004:125) sivil toplum örgütleridir. Vakıflar ise bir mal varlığının tümünün ya da her türlü gelirinin veya ekonomik değeri olan hakların, belirlenen sosyal ve hayırlı amaçlar için kullanılmak üzere vakfedilmesiyle kurulur. Vakıf kurma iradesi resmi bir senetle veya vasiyetle açıklanır. Böylece “mal varlığı ya da gelirleri, vakfedenin mülkiyetinden ve özel mülkiyetten yani bir daha alım satıma konu olmaktan çıkarılarak Allah’ın rızası için kamuya, topluma, ümmete mal edilir” (Kozak, 1985:84).   

 

Sivil toplum örgütleri, bireylere toplumdaki varlıklarını ortaya koyabilecekleri hizmet ortamları sağlamaktadır. Sivil toplum örgütlerinin kurulmaları konusunda ne bir zorlayıcı hüküm olmalı ne de kurulmalarına herhangi bir engel oluşturan düzenleme bulunmalıdır. Yıldırım’a göre kurulmaları yasal ama zorlayıcı olmayan gönüllü örgütler, sivil toplum kuruluşu olarak kabul edilir. Sendikalar, dernekler, vakıflar gibi tüzel kişilikler bu kuruluşların başında gelmektedir (Yıldırım, 2004:42). Kimi zaman hareket, platform veya kozalar şeklinde isimlendirilen sivil toplum örgütleri de kendiliğinden, doğal olarak da ortaya çıkabilir. Bunların hukuki varlıkları yoktur. Kamusal alanda tüm bireylerin katılımına açık olmaları ve kamu yararına dönük çok farklı amaçları gerçekleştirmeye uygun yapıları, kar amacı taşımamaları, siyasi otoriteden bağımsızlıkları, sivil toplum örgütlerini diğer örgütlerden ayıran özelliklerdir.

 

Gelişmekte olan ülkelerde gelir dağılımında ve bölgeler arasındaki eşitsizlikler, tüm vatandaşların eğitim hizmetlerinden etkin bir şekilde yararlanmasını kısıtlamaktadır. Diğer yandan 1970’lerden bu yana izlenen neoliberal politikalar, devleti küçültmeyi amaçladığı için buna dönük uygulanan küresel piyasa ekonomisi de sosyal kamu harcamalarının azaltılması yönünde işlemektedir. Bu süreçte özellikle sosyal harcamaları oluşturan kamusal alandaki eğitim, sağlık, altyapı gibi hizmetlerde kısıntıya gidilmektedir. Bu durum “toplumlar, kuşaklar, cinsiyetler arasında ve içinde çatışmaları, eşitsizlikleri azaltma gizil gücüne sahip ücretsiz yetişkin eğitimi hizmetlerinin sunumunu da zorlaştırmaktadır” (Miser, 2002:59). Neoliberal politikalar, sosyal refah devleti anlayışını minimal devlet anlayışına dönüştürmüştür. Bu anlayışa paralel olarak daha az kamu harcaması ama daha çok özelleştirme uygulamaları tercih edilmiştir. Uygulanan bu politikalara göre ortaya çıkan kamusal alandaki hizmet gereksinimi ise özel sektör ve üçüncü sektör olarak da ifade edilen sivil toplum kuruluşları eli ile giderilmektedir.

 

Sivil toplum örgütleri dayanışma, eğitim, yardım, istihdam çevre, sağlık, sosyal hizmet gibi çok farklı alanlarda kamu yararı için kurulmaktadır. Bir araştırmaya göre gençlik, kadın ve eğitim konuları sivil toplum örgütlerinde daha ön planda gelmektedir (Erjem, 2009:23).  Bu alanlardan eğitim hizmetine en fazla odaklanan sivil örgütler ise dernekler ve vakıflar olmaktadır. Türk Eğitim Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Türk Eğitim Vakfı, Anne Çocuk Eğitim Vakfı, Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayi Destekleme Vakfı, İzzet Baysal Vakfı ve çalışmamızda örnek vereceğimiz Elginkan Vakfı gibi kuruluşlar eğitim amaçlı hizmetleri topluma sunmaktadır. Öğrencilerin beslenme ve barınması, burslar, kütüphaneler, eğitim merkezleri, her kademede okul ve yurt binaları yapımı ya da yapımına katkıda bulunma gibi eğitim hizmetleri, kamu yararına dönük olarak etkili bir şekilde sivil toplum tarafından gerçekleştirilmektedir. Toplum eğitimi ve mesleki teknik eğitim alanında eksikliği hissedilen gerek ulusal gerekse uluslararası projeler, sivil toplumun katılımıyla hayata geçirilmektedir. İrili ufaklı çok sayıda faaliyeti olan bu sivil toplumlara birkaç örnek verilebilir. Örneğin Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Türkiye’de kız çocuklarının ve kadınların eğitim hizmetlerine ulaşması için çalışmalar yapmaktadır. Bu amaçla kadın ve kız çocuklarının önündeki eğitim engellerinin kaldırılmasını hedefleyen proje ile 2005 yılından bugüne kadar dört ilde 592 kurs açılarak 10.428 kişiye okuma yazma eğitimi verilmiştir (http://www.acev.org/content.php?id=22&lang=tr). Bu konuda bir başka örnek, Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayi Destekleme Vakfı’dır. Kısa adı MEKSA olan vakıf, Türkiye’de meslek eğitiminin gelişimine katkıda bulunmak ve küçük sanayiye destek olmak amacıyla Berlin Kalkınma ve İşbirliği Kurumu inisiyatifi ile kamu yararı amacı ile 1985’de kurulmuştur. Sivil toplum kuruluşlarının mesleki eğitim içinde daha fazla yer almasına dönük çalışmalar yürütmektedir. Farklı hedef gruplara yönelik kurslar biçiminde düzenlenen eğitim projeleri, genellikle Almanya, İsviçre gibi yabancı kaynaklı kalkınma fonlarından finanse edilerek yürütülmüştür. Bu projeler, zamanla yerel işbirliği destekleri ile sürekli ve kalıcı kuruma dönüşmüştür. Kurulduğundan bu yana kadınlar, engelliler, sokak çocukları ve eski hükümlüler dahil çocuk, genç ve yetişkinlere mesleki eğitim hizmeti sunmuştur. Türkiye’de 13 ilde 22 mesleki eğitim merkezinde hizmet veren bu vakıf, mesleki kitapların basılmasına da destek vermiştir. Yabancı yayınevleri ile de iletişim kurarak çeşitli mesleki yayınların Türkçe basımları için anlaşmalar yapmıştır (http://meksa.org.tr/site/?page_id=2).

 

Kamu hizmetlerinin topluma etkili bir şekilde sunulabilmesi için devletler, sivil toplum kuruluşlarının katılımını teşvik etmiştir. “Türkiye’de 1980 öncesinde devletten beklenen hizmetlere katkı sağlamak amacıyla derneklerin kurulduğu bilinmektedir. Okul aile birlikleri bu konuda oldukça mesafe almıştır” (Yıldırım, 2004:104). Yıldırım’a göre devletin sivil örgütlenmeyi teşvik etme nedenlerinden biri de dış faktörlerdir. “Uluslararası kuruluşlardan, diğer devletlerden ve bazı özel kaynaklardan temin edilen fonların kullanımı sivil örgütler şartına bağlandığı için devletin sivil toplum kuruluşlarını teşvik etmesine ve olumlu bakmasına neden olmuştur” (Yıldırım, 2004:104). Kamu yönetimi ile sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliği, giderek daha çok teşvik edilmektedir. Çok aktörlü yönetim modeli olan ve “kamu hizmetleri sunumunda kamu sektörünün, özel kuruluşlar ve gönüllü kuruluşlar ile işbirliği yapması” (Ateş ve Nohutçu, 255) olarak ifade edilen yönetişim anlayışı ile bu işbirliği daha da geliştirilmektedir.    

 

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan “İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı” çalışmaları ile mesleki eğitim ve istihdam arasında hangi politikaların ve eylemlerin gerçekleştirileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda mesleki teknik eğitimin iş piyasası ihtiyaçları göz önüne alınarak verilmesini sağlamak, hayat boyu öğrenmeyi destekleyerek aktif işgücü politikalarını etkinlikle uygulamak ve mesleksizlik sorununu gidermek amaçlanmıştır. Bu eylem planında istihdam konusunun her kesimin birlikte ele alması gereken bir konu olması nedeniyle kamu, özel sektör ve sivil toplum arasında sıkı bir işbirliği yapılması gerektiği vurgulanmıştır. (Bakanlar Kurulu Kararı, 15-07-2010, Resmi Gazete, Sayı: 27642).  Eylem planına göre Milli Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurumları, Sivil Toplum Kuruluşları, KOSGEP (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı), Organize Sanayi Bölgeleri, Meslek Odaları ve diğer paydaşların yönetişiminde kurulacak hayat boyu öğrenme merkezlerinde öğrencilere eğitim seviyelerine ait mesleki yeterlilikler kazandırılacaktır.

 

Mevcut düzenleme ve uygulamalar, yaşam boyu eğitim anlayışına uygun olarak topluma sunulacak mesleki ve teknik eğitim hizmetlerinin etkinliğini hedeflemektedir. Böylece toplumda bir taraftan istihdam sağlanırken diğer taraftan mesleksizlik sorunu çözülecektir. Bu amaçla devlet kurumları ve sivil toplumlardan oluşan tüm sosyal ortaklar, eğitim sürecine dahil edilmeye çalışılmaktadır. Bu bağlamda bir sivil toplum ortağı olarak Elginkan Vakfı, kurulduğundan bugüne kadar mesleki ve teknik eğitim konusunda uzmanlaşarak, sürecin en aktif ortaklarından olmuş ve toplumda önemli bir rol üstlenmiştir. Bu rolünü yerine getirirken hem devletin kurumlarıyla hem de diğer sivil toplumlarla ortak projelerde yer almıştır.      

 

Bir Sivil Toplum Kuruluşu Olarak Elginkan Vakfı, Kuruluşu ve Amaçları

 

            Türk sanayisinin en köklü topluluklarından biri olan Elginkan ailesi, sonsuza kadar insanlık yararına hizmet edecek bir vakıf kurmaya 1950’li yılların başında niyet etmiştir. Bu dönem aynı zamanda yarım asırlık şirket oluşumlarının da başlangıç yıllarına rastlamaktadır. Sanayi ve ticari olarak henüz büyümenin gerçekleşmesini beklemeden daha yolun başında iken gelecekte kazanılacak olan mal varlığını, Türk halkı ile paylaşarak Türk insanının eğitimine ve gelişimine katkı sağlamayı amaçlamışlardır. Böyle bir ideal, Elginkan ailesinin bilgiye, bilginin zenginleşmesine ve sonsuza kadar nesilden nesile aktarılmasına verdikleri önem, onların toplumsal sorumluluk duygularını, daha da önemlisi insanlık erdemlerini ortaya koymaktadır. Türk halkının gelecekteki refahı ve mutluluğu için eğitim ihtiyacının giderilmesine odaklanarak, topluma karşılıksız bir hizmet anlayışı ile hareket etmişlerdir. Böylesi bir “yüksek sorumluluk duygusunun ve ruh gücünün gelecek nesilleri de etkilememesi ve onlarda da benzer duygular oluşmasına katkıda bulunmaması mümkün değildir. İnsandaki bütünlük ve sorumluluk duygusu, geçmişte kurulup bugün hizmet veren vakıf örgütleriyle tarihe; benzer duyguların hissedilmesiyle de geleceğe uzanmaktadır” (Kozak, 1985:77). Elginkan Vakfı da bu duyguya sahip olmanın bir sonucu olarak sorumluluk bilinciyle kurulmuş, sosyal huzur ve ahengin oluşumuna katkı sağlamış, eğitim hizmetlerini sürekli olarak gelecek kuşaklara ulaştırmayı başarmıştır.

 

Elginkan Şirketler Topluluğu, Ekrem Elginkan tarafından 1957 yılında E.C.A. Presdöküm Sanayi A.Ş adıyla kurulmuştur. Adını babaları Ahmet Elginkan ve oğulları Ekrem ile Cahit Elginkan’ın isimlerinden alan şirket, bugün ısı ve yapı olarak iki ana sektörde çalışan biri Almanya’da olmak üzere 20 kuruluşa ulaşmış, yarım asırlık kurum kültürüne sahip büyük bir topluluk haline gelmiştir. Yaklaşık üç bin çalışanı ile armatürler, su sayaçları, seramik sağlık ve yapı grubu ürünleri, radyatörler, klimalar, merkezi kazanlar gibi çeşitli ısıtma cihazlarının yurt içi ve yurt dışında üretim ve pazarlaması yapılmaktadır.   

 

Vakıf kurarak şirketlerden elde edilen gelirlerle Türk insanının eğitimine ve kültürel gelişimine katkı sağlama düşüncesini büyük oğul Ekrem Elginkan, 1954 yılında şöyle ifade etmiştir: “Biz sanayi ve ticari olarak büyüyeceğiz. Öldüğümüz zaman bir mal varlığımız olacak. Bu mal varlığımızdan Türk toplumu yararlansın. Bizden sonra da bu şirketler, Türk halkının malı olarak faaliyetlerine devam etmeli” (Toplumun Hizmetinde 21 Yıl, s.,4). Vakıf kurumu, insan psikolojisi ile dini inançlarla iktisadi ve sosyal hayatın birleştiği noktada yer almaktadır (Kozak,1985:54). Bu nedenle Elginkan Vakfı’nın kuruluş nedenini yansıtan bu düşünce, öldükten sonra da hem sanayi ve ticari faaliyetlerin devam etmesi hem de kamu hizmetlerinin insanlık yararına sürdürülebilmesi isteğini yansıtmaktadır. Bugün aileden hayatta kalan tek bir fert bile olmamasına karşın Elginkan Vakfı sayesinde iyilikle anılma, unutulmama ve sonsuza kadar insanlığa hizmet etme ideali gerçekleşmiştir. Elginkan Vakfı’nın kamu yararına sunduğu hizmetler, kurucuları ile hizmetten yararlananlar arasındaki manevi bağları geliştirmekte, toplumsal dayanışma duygularını pekiştirmekte ve topluma insanlık erdemi konusunda örnek olunmaktadır.

 

Elginkan Vakfı’nın amaçları üç temel konuya odaklanmıştır (Elginkan Vakıf Senedi, md.2). İlk amaç olarak “kültür değerlerimizi, tarihimizde bizi büyüten örf, adet ve manevi değerlerimizi ve Türkçemizi araştırmak, araştırmaları desteklemek, korumak, yaşatmak ve tanıtmak” hedeflenmiştir. Dil bir ulusun toplumsallaşmasında, bütünleşmesinde, kültürünün korunmasında, geçmişten geleceğe aktarılmasında, bilginin üretilmesinde ve paylaşılmasında en önemli unsuru oluşturmaktadır. Uluslar, kendi dillerini koruyup kullanabildikleri koşulda bağımsız kalabilirler. Toplumun eğitim yoluyla gelişip kalkınması, sahip çıkılan, desteklenen ve yaşatılan dil sayesinde mümkündür. Bu sebeple Elginkan ailesi, Türkçeyi korumayı ve yaşatmayı, toplumun eğitim yoluyla gelişip, kalkınmasının anahtarı olarak kabul etmiştir.    

 

Vakfın ikinci amacı ise vakıf senedinde “bilim, teknoloji ve eğitim alanındaki faaliyetleri teşvik etmek” olarak ifade edilmiştir. Topluma bilim, eğitim, kültür ve teknoloji alanında hizmet sunmak için her türlü donanıma sahip liseler yapılmıştır. Bunlardan biri 2005 yılında tamamlanarak İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bağışlanan Ekrem Elginkan Lisesi’dir. Kocaeli İl Özel İdaresi’ne bağışlanan Cahit Elginkan Anadolu Lisesi de yine 2005 yılında yapılmıştır. Eğitimin bir taraftan bireyleri geliştirirken diğer yandan ülkenin bilimsel, sosyal ve kültürel kalkınmasını sağlayacağının bilincinde olan Elginkan ailesinin topluma kazandırdığı bu okullar, laboratuar, kütüphane, yemekhane ve derslik gibi bölümleriyle eksiksiz bir şekilde bilim, teknoloji ve eğitime katkı sağlamakta, binlerce genci yetiştirerek hayata hazırlamaktadır. Bu liselerden başka Ümraniye Elginkan Vakfı Anasınıfları Binası da çevre düzenlemesi ve tefrişatı ile birlikte çift tedrisatlı olarak çocukların eğitimine sunulmuştur. 2005 yılında gerçekleşen bu faaliyet ile okul öncesi okullaşma oranlarının çok düşük olduğu Türkiye’de önemli bir katkı sağlanmıştır. “Çocukları ana babaya bağımlı olmaktan kurtaran, yaratıcılıklarının ortaya çıkmasına olanak sağlayan okul öncesi dönemde çocuklar, bedensel, zihinsel ve toplumsal yönden de gelişmektedir. Ayrıca bu dönem çocuğun ana dilini geliştirdiği ve oyun yoluyla toplumsallaştığı dönemdir” (Gedikoğlu, 2005:71). Bu nedenle Elginkan Vakfı, okul öncesi eğitime de destek vererek çocuklara, henüz ilkokula başlamadan ana dillerini geliştirmelerine olanak sağlamakla vakfın, Türkçenin korunması, yaşatılması ve desteklenmesi amacına da hizmet etmektedir.

 

Elginkan Vakfı, bu faaliyetlerin yanı sıra bilim, teknoloji ve kültürün geliştirilmesine yönelik araştırma ödülleri de vermektedir. Bunlar “Türk Kültürü Araştırma Ödülü” ve “Teknoloji Ödülü” olarak iki dalda araştırmacıları teşvik etmektedir. Ayrıca Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin öğrencileri arasında teknoloji tabanlı ürün ve hizmetlere dönük girişimciliği ve yenilikçiliği desteklemek üzere bir ödüllü yarışma projesinin de ana sponsordur. “Yeni Fikirler, Yeni İşler” isimli bu proje ile teknoloji tabanlı, yenilikçi bir fikrin işe dönüşme sürecini yönlendirmek, teşvik etmek ve desteklemek amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra belgesel mirasımızı yaşatmak amacıyla Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Kütüphanesi’nde bulunan “Türkçe Yazmaları Katalogu” için maddi destek sağlanmıştır. En eski Türkçe el yazmasının 15. yüzyıla ait olduğu bu koleksiyon, aynı konudaki el yazması eserlerin toplu olarak bulunması, tek ve nadir eserleri içermesi bakımından dünyadaki koleksiyonlar arasında önemli bir yere sahiptir. Manisa’da Halk Kütüphanesi’nde bulunan kayıtsız el yazması ve eski harfli basma eserlerin tespiti, ayrıntılı tanımı ve kataloglama projesi; Manisa Sübyan Mektebi ile İstanbul Gevher Sultan Medresesi restorasyonu kültürel amaçlı diğer faaliyetleri oluşturmaktadır. Elginkan Vakfı ayrıca lisans düzeyinde öğrenim gören başarılı ve maddi durumu yetersiz öğrencilere burs programı uygulamaktadır. Bu program kapsamında sağlanan burslar, öncelikle mühendislik ve kültürümüzle ilgili dallarda olmak üzere tüm alanlarda eğitim gören öğrencilere verilmektedir. Vakıf ayrıca, 2006 yılından bu yana Türk Dil Kurumu işbirliğinde Türk Dili ve Edebiyatı alanındaki çalışmaları desteklemek amacıyla doktora öğrencilerine de burs uygulamaktadır.

 

Vakıf senedindeki üçüncü amaç, “ülke sanayinin ihtiyaç duyduğu vasıflı işgücü yetiştirilmesine ve bu suretle ülkenin istihdam imkânlarını arttırıcı eğitim çalışmalarına katkıda bulunmak için okullar, eğitim kurumları açmak, işletmek” olarak belirlenmiştir. Bu amaca yönelik 1994 yılında Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezleri projesi gerçekleştirilmiştir. İlk merkez, Manisa’da Ümmehan Elginkan Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi adıyla hizmete girmiştir. İkinci merkez, 2003 yılında Bolu’da Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi olarak kurulmuştur. 2006 yılında ise İzmit’te üçüncü merkez olan Ahmet Elginkan Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi faaliyete başlamıştır. Bu merkezlerde eğitim faaliyetleri üç kategoride yürütülmektedir. Bunlar geliştirme ve uyum kursları, meslek kursları ve toplam kalite yönetimi seminerleridir. Eğitimler, merkezlerdeki kadrolu eğitimcilerinin yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı meslek liselerinin teknik öğretmenleri ve üniversitelerin öğretim elemanları tarafından verilmektedir. Geliştirme ve uyum kurslarının bitiminde sınav yapılmakta, başarılı olan kursiyerlere Milli Eğitim Müdürlüğü’nden onaylı “Başarı Belgesi” ve seminerlerin sonunda da katılımcılara “Seminere Katılım Belgesi” verilmektedir.

 

Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin Bolu’da Kuruluşu

 

Elginkan Vakfı tarafından, ailenin Manisalı olması nedeniyle ilk mesleki ve teknik eğitim merkezi Manisa’da kurulmuş ve merkeze anne Ümmehan Elginkan’ın adı verilmiştir. Manisa’daki merkezin kuruluşundan beş yıl sonra 1999 yılında ailenin yaşayan son ferdi ve vakfın da kurucusu olan Ekrem Elginkan vefat etmiştir. Bu vefat ile ailenin nesli son bulmuştur. Ancak ailenin yaşayan hiçbir ferdi kalmadığında da Elginkan topluluğuna ait şirketlerin faaliyetlerine devam ederek çalışanların geçimini sağlamasını ve devlete vergi vermesini arzu eden Ekrem Elginkan, bu arzusunu vasiyetinde de belirtmiştir. Hazırlanan vasiyetin gelecekte hiçbir koşulda bozulmaması konusunda da hassasiyet göstermiştir. Buna rağmen vefattan bir süre sonra bazı akrabaları, mirastan hak alma talebi ile mahkemeye başvurmuştur. Vakfın kuruluşundan 16 yıl sonra ilgili mahkeme, vakfın dağıtılmasına ve mal varlığının davacılarda kalmasına karar vermiştir. Bunun üzerine hem Ekrem Elginkan’ın vasiyetini hazırlayan avukatı hem de Elginkan Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olan Necla Baltacıoğlu, mahkeme kararını temyiz etmiştir. Yüksek Mahkeme tarafından ise vakfın tesciline karar verilmiştir. Bu karar ile Elginkan Vakfı’nın kamu yararına dönük hizmetleri kesintisiz devam etmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Bundan sonra da sunulan bu hizmetler, vakfın başarılı yönetimi sayesinde gelecek kuşaklara da ulaşmaya devam edecektir.

 

Elginkan Topluluğu’ndaki şirketlerin tümü ve Elginkan Vakfı, otuz iki kişiden oluşan mütevelli heyet tarafından yönetilmektedir. Vakıf yönetiminin gözetimi ve denetimi mütevelli heyetçe yapılmaktadır. Bu heyet, vakıf yönetim kurulunun seçimine, üyelerinin kısmen ya da tamamen görevden alınmasına yetkilidir (Elginkan Vakfı, vakıf senedi, md.12).

 

Kurucu Ekrem Elginkan’ın güvendiği ve takdir ettiği bir kişi olarak hem mütevelli heyetin değişmez üyesi (Elginkan Vakfı, vakıf senedi, geçici 1.md.) hem de vakıf yönetim kurulu üyesi olan Bolulu avukat Necla Baltacıoğlu, Bolu’da bir eğitim merkezi kurulması fikrini ilk defa gündeme getiren kişi olmuştur. Bu düşüncenin Elginkan Vakfı Yönetim Kurulunda da kabul görmesi sonucu vakfın eğitim merkezlerinden ikincisinin Bolu’da kurulması için girişimlere başlanmıştır. Eğitim merkezinin kuruluş yeri için Organize Sanayi Bölgesinde 1999 depreminde zarar gören ve kullanılmayan eski çıraklık okulu uygun bulunmuştur. Bu binanın eğitim merkezi olarak düzenlenmesi ve tefriş edilmesi ile mesleki ve teknik eğitim hizmetleri Bolu’da 2003 yılında başlamıştır (Fikir Dergisi, 2010:31-32).

 

Bolu Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin Hizmet Çeşitliliği

 

            Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği’nin beşinci maddesinde ilkeler başlığı altında da belirtildiği üzere “istihdam edilenlerin, uluslararası standartlara ve performanslarına göre geliştirme ve uyum kursları ile eğitim düzeylerinin yükseltilmesi” ilkesine yer verilmiştir. Ayrıca “iş ve hizmet alanlarında gereksinim duyulan nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi, sürekli eğitimle mesleki bilgi ve becerilerin güncellenmesi ve uygulanan programlarla girişimcilik bilincinin kazandırılması” da mesleki ve teknik eğitim alanında kabul edilen ilkelerden biridir. Bu sebeple Elginkan Vakfı’nın tüm mesleki ve teknik eğitim merkezlerinde olduğu gibi Bolu’daki eğitim merkezinde de meslek kursları ile geliştirme ve uyum kursları, yukarıdaki ilkeler ışığında düzenlenmektedir.  

 

            Elginkan Vakfı’nın Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nde değişik konularda meslek edindirme kursları düzenlenmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın programında yer alan meslek kursları, Elginkan Vakfı’nın da faaliyet alanını oluşturmaktadır. Bunun dışında yeni konulara, teknolojik gelişmelere ve sektörel gereksinimlere dönük olarak hangi alanlarda yeni kurslar açılması gerektiğine Bolu İli İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu’nun gündeminde görüşülerek karar verilmektedir (Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği, md.12/1). Bu kurullar, sosyal ortakların bir araya gelerek mesleki eğitim ve istihdam konularında etkinliğin sağlanması amacıyla bilginin paylaşıldığı, yerel düzeyde plan ve politikaların oluşturulduğu, ilgili kuruluşlara görüş ve önerilerde bulunulan katılım ortamlarıdır. Kurul, devlet ve sivil toplum kanadından gelen üyeleriyle birlikte ilin çeşitli sektör ve branşlarındaki iş gücü ve mesleki eğitim gereksinimini belirlemek için iş gücü analizleri yaptırarak, istihdamı geliştirici ve işsizliği önleyici tedbirleri belirlemeye çalışmaktadır.    

 

Eğitim merkezinde gemi ve otomotiv sanayi başta olmak üzere değişik sanayi kollarının ve küçük orta boy işletmelerin ihtiyaçlarına dönük meslek kurslarına yer verilmektedir. Meslek kursları iki amaca yönelik uygulanmaktadır. Bunlardan biri bireylere meslek edindirme amaçlıdır. Diğeri ise daha önce kazanılmış bilgilerin yenilenmesi sağlanarak meslek içinde geliştirme ve uyum amaçlıdır. Meslek kursları, bahçe bakımı ve düzenlemesi, tekstil makineleri uygulamaları, çelik boru kaynakçılığı, oksijen kaynakçılığı, gaz altı kaynakçılığı gibi çeşitli alanlarda düzenlenmektedir. Türkiye’de kaynakçılık mühendisi yetişmediği için kaynakçılık kursları, mühendislerin de ilgisini çekmektedir. Makine, metalürji, elektrik gibi alanlarda çalışanlar, mühendisler ve öğrenciler de bu kurslara katılmaktadır. Türkiye’nin önemli projelerinden olan Mavi Akım projesinde ihtiyaç duyulan kaynak mühendisleri Hindistan’dan sağlanmıştır. Bu nedenle Elginkan Vakfı Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi, kaynakçılık alanında önemli bir eğitim boşluğunu tamamlamaktadır. Metal kaynakçılığından başka plastik enjeksiyon kalıpçılığı ve kaynakçılığı laboratuarı kurma çalışmalarına da başlanmıştır.

 

CNC operatörlüğü, bilgisayar destekli tasarım, muhasebe teknikleri, girişimcilik, diksiyon, iletişim, yönetici asistanlığı, ilk yardım, doğalgaz ve sıhhi tesisatçılık, ithalat, ihracat, temel teknik resim gibi sosyal ve teknik konularda sektörlerin ve katılımcıların gereksinimlerine yönelen çeşitli kurslar, Elginkan Vakfı’nın Bolu’da gerçekleştirdiği faaliyetleridir (Bkz: Ek.1). Mesleki gelişim ve uyum kurslarından başka güncel konu ve sorunlarla ilgili teknik ve sosyal içerikli, kişisel gelişime katkı sağlayan üretim, yönetim, iletişim gibi alanlarda seminerler verilmektedir. İşyerinde Psikolojik Yıldırma, Toplam Kalite Yönetimi, Kuruluş İçi Kalite Denetçisi, Sorun Çözme Teknikleri ve Sınav Stresi gibi konular verilen seminerlerden bazılarını oluşturmaktadır (Bkz: Ek.2). 

 

Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onaylı sertifika verdiği bu kursları, uluslararası akredite belgeli verebilmek üzere planlamalar da yapmaktadır. Mevcut hukuki düzenlemeler de bu durumu zorunlu hale getirmektedir. Enerji Piyasası Denetleme Kurulu, Doğal Gaz Piyasası Sertifika Yönetmeliği’nde 2008 yılında değişiklik yaparak “doğal gazla ilgili faaliyetlerde çelik ve polietilen boru kaynakçısı kadrolarında, akredite edilmiş kuruluşlarca verilen kaynakçı sertifikalarına sahip personel çalıştırma zorunluluğunu” getirmiştir (Doğal Gaz Piyasası Sertifika Yönetmeliği, md.11/l). Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi de eğitim hizmetleri ve koşullarını mevcut hukuki düzenlemelere uyarlayarak gerçekleştirmektedir.

 

Bolu Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nde Eğitimin Kalitesi ve Hizmete Erişebilirlik

 

            Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nde verilen kurs ve seminerlerin tümünde dalında en başarılı eğitmenlerle çalışılmaktadır. Her zaman kaliteye önem verilmekte ve daha iyi hizmet sunabilmek için kurs ve seminerin bitiminde katılımcılara memnuniyet anketi uygulanmaktadır. Alınan geri bildirimler sayesinde katılımcılardan gelen talepler ve eleştiriler değerlendirilerek uygulanan usul ve yöntemlerde iyileştirmeler yapılmaktadır.

 

            Kursiyerlerin kurslara disiplinli bir şekilde katılmaları için gerekli denetim yapılmakta ve iki gün devamsızlık durumu olduğunda kayıt silinmektedir. Kurslar sonunda verilen belgeler ise kursiyerlerin kurs bitiminde yapılan sınavdaki başarısına göre verilmektedir. ISO 9001-2008 Kalite Yönetim Belgesi’ne de sahip olan Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi, tüm faaliyet ve hizmetlerinde toplam kalite bilinciyle hareket etmektedir.

 

            Merkezde yetişkin eğitimi yapılması nedeniyle çalışanların veriminin arttırılması, yeni teknolojilerle üretim yaptırılması ve dünya ile rekabet edilebilmesi için kursiyerlerin en az lise mezunu olmaları tercih edilmektedir. Ancak bu durumun bazı istisnaları da bulunmaktadır. Meslek edindirme amaçlı düzenlenen, örneğin bahçıvanlık, tekstil makineleri uygulamaları gibi kurslara ilkokul ve ortaokul mezunları da kabul edilmektedir. Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezleri, her eğitim düzeyinden gelen hatta okuryazar olamayan vatandaşların da başvurabildiği Halk Eğitim Merkezlerinden bu noktada ayrılmaktadır. Diğer yandan İŞKUR’un gerçekleştirdiği işgücü yetiştirme kurslarında “bazı durumlarda ilköğretimi bitirme şartı aranmaması, kuruma kayıtlı işsiz olma ve açık öğretim ile üniversitelerin ikinci öğretim programlarında okuyanların dışında öğrenci olmama” gibi koşullar aranmaktadır. Ayrıca “mevzuat gereği daha önce bu kurslardan yararlananların, 24 ay geçmeden tekrar kursiyer olarak açılan ya da açılacak yeni kurslara katılmaları mümkün değildir” (Öksüz, 2007: 67). Bu koşullar dikkate alındığında Elginkan Vakfı’nın eğitim merkezlerindeki kurslara daha geniş bir kitlenin erişim olanağı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra aynı kişi, hiçbir kısıtlama olmaksızın merkezin açtığı tüm kurs ve seminerlerden yararlanabilmektedir. 

           

            Meslek kursları ve seminerler, 18 yaşın üzerinde olmak koşulu ile her yaş ve her meslek grubundan herkese açıktır. Kurslara ve seminerlere başvuru, merkezin web sayfasında online yapılmaktadır (http://www.boluelginkanvakfi.org.tr/). Katılımcılar arasında cinsiyet, statü, siyasi düşünce gibi hiçbir farklılık gözetmeksizin her birine aynı derecede ilgi ve özen gösterilmektedir. Hiçbir kimse ve kurumdan herhangi bir ücret talep edilmeyen kurs ve seminerlere,  katılım düzeyi geçen yıllar itibariyle giderek yükselmektedir. Mesleki ve Teknik Araştırma Merkezi Bolu’da kurulmuş olmasına karşın çevre il ve ilçelerden gelen katılımcılar da merkezin faaliyetlerinden yararlanabilmektedir. Sakarya, Hendek, Düzce, Ankara, Bolu ve ilçelerinde çeşitli sanayi kuruluşlarında çalışanlara da hizmet sunulmaktadır. Özellikle Türkiye’nin dört bir yanından üniversite eğitimi için Bolu’ya gelen öğrencilerin, bu kurs ve seminerlere katılma talepleri çok yüksektir. Kamu kurum ve kuruluşları da çeşitli konularda eğitim talep etmektedir. Üniversite idari personeli ve tıp fakültesi personeli, devlet hastanesi hemşireleri ve tıbbi sekreterlik çalışanları, belediye çalışanları gibi farklı hizmet alanlarında görev yapanlar, merkezin sunduğu eğitimlerden yararlanmıştır.

 

Bolu Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin İşbirliği Çalışmaları

 

            Bolu Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi ile İŞKUR Bolu İl Müdürlüğü’nün işbirliğinde yürütülen proje ile on beş engelli, iş sahibi olmuştur. Ortaklaşa yürütülen proje ile kuruma iş başvurusunda bulunan engelli vatandaşlara, iş piyasasının ihtiyaç duyduğu alanlarda meslek eğitimi verilmiştir. Engellilerin, iş piyasasının istediği niteliğe sahip olmaması, istihdamları önündeki en önemli engeli oluşturmaktadır. Yapılan işbirliği ile bu engel ortadan kaldırılmış, katılımcı engelli vatandaşlara tekstil makinelerinin kullanımı öğretilerek iş imkânı sağlanmıştır.   

 

Bolu Ticaret ve Sanayi Odası, gerektiğinde bazı toplantılarına Elginkan Vakfını da davet etmektedir. Bu toplantılarda diğer sivil toplumlarla da düşünceler paylaşılmakta ve sanayi kesiminin işgücü beklentileri hakkında bilgi sahibi olunmaktadır. Kimi zaman diğer sivil toplumlarla da işbirliği yapılmaktadır. Bolu Elginkan Vakfı, Rotary Kulüple de işbirliği yaparak ev kadınlarına çeşitli konularda eğitimler verilmiştir.

 

Üniversite, endüstri meslek liseleri, halk eğitim merkezleri ile de daha etkin eğitim hizmeti için işbirliği yapılmaktadır. Örneğin CNC, Solid CAM, Solid Work, Unigraphics CAD, bilgisayar destekli mobilya tasarım kurslarının teorik bilgileri Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nde, uygulamaları ise Teknik Lise’nin laboratuarlarında verilmiştir.

 

Bolu Elginkan Vakfı, Mesleki ve teknik eğitim konusunda Bolu’daki eğitim faaliyetlerinin yanı sıra yaşam boyu öğrenme programı kapsamında Leonardo da Vinci sektörel programının da katılımcısı olmuştur. Bu proje, Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nde bilişim teknolojisi, elektrik elektronik ve doğal gaz tesisatçılığı alanlarında eğitim alan 18 yaş üstü çalışan veya işe yeni başlayacak olan meslek lisesi, meslek yüksek okulu ve fakülte mezunlarından otuz yetişkini kapsamaktadır. Almanya ve Danimarkalı ortakları olan proje ile iş gücü piyasasına yeni girmiş ya da girecek olan gençlerin, Avrupa ülkelerinde kendi meslek alanında uygulamalı eğitim alma, gelişmeleri takip etme ve farklı kültürdeki insanlarla çalışma fırsatını yakalamayı hedeflemiştir (http://www. boluelginkanvakfi.com/a_proje.aspx).

 

Bolu Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin Hizmetlerinden Yararlananların Sayı, Cinsiyet ve Eğitimlerine Göre Dağılımı

 

            Elginkan Vakfı Eğitim Merkezi’nin, Bolu’da 2003 yılında ilk kurulduğu dönemde, açılan kurs ve seminerlerine yeterli sayıda katılımcı bulmakta güçlük çekilirken bugün gelinen noktada kısıtlı kontenjandan yararlanmak isteyen katılımcılar, adeta birbirleriyle yarışmaktadır. Başlangıçta Bolu’daki merkezin amacının halka tam olarak anlatılamaması, topluma sunulan olanakların yeterince bilinmemesi ve bu konuda reklamını mevzuat gereği yapamamış olmasıdır. 2010 Ağustos ayı itibariyle toplam 34.820 kişiye eğitim verilmiştir.

 

 

 

 

 

 

Şekil 1: Yıllara Göre Verilen Kurs ve Seminerlerin Sayısal Görünümü

                   

Kaynak: Elginkan Vakfı Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi verilerinden tarafımızca oluşturulmuştur.

           

2010 yılı henüz tamamlanmadığı için yukarıdaki değerlere yansıtılmamıştır. Ancak 2010 yılının ilk yarısında sunulan hizmetler, geçen yıllarla karşılaştırıldığında kurs sayısı ve katılımcı sayısı daha yüksektir. Bolu Elginkan Vakfı 2004 yılından sonra daha çok geliştirme ve uyum kursları ile toplam kalite yönetimi seminerlerine yönelmiştir. Bu nedenle meslek kursu kategorisindeki eğitim hizmetleri sadece 2004 yılında verilmiş ve yedi ayrı kursta toplam 49 kişi eğitim almıştır. Şekilden de görüldüğü gibi toplam kalite yönetimi seminerlerine daha fazla ilgi vardır. Son yedi yılda toplam 352 adet “toplam kalite yönetimi” semineri düzenlenmiş ve bu seminerlere 19.990 kişi katılmıştır. Buna karşılık aynı sürede düzenlenen 564 adet geliştirme ve uyum kursuna katılanların sayısı 10.955 olmuştur.

 

            Elginkan Vakfı Bolu Mesleki ve Eğitim Merkezi’nin düzenlediği geliştirme ve uyum kurslarına katılanlar, cinsiyetlerine göre incelendiğinde aşağıdaki görünüm ortaya çıkmaktadır. Bu inceleme “toplam kalite yönetimi” seminerlerini kapsamamaktadır. 

 

Şekil 2: Geliştirme ve uyum kurslarına katılanların cinsiyete göre yıllara dağılımı

          

Kaynak: Elginkan Vakfı Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi verilerinden tarafımızca oluşturulmuştur.

            Kadın ve erkek katılımcıların sayısı birbirine yakın seyretmekle beraber erkek katılımcılar kadınlara göre yüzde 12 daha fazla olmuştur. Geliştirme ve uyum kurslarına katılan tüm erkek katılımcıların yüzde 56’sı, kadın katılımcıların da yüzde 63’ü herhangi bir yerde çalışmamaktadır.

 

            Geliştirme ve uyum kurslarına katılanlar, eğitim durumlarına göre de incelenmiştir.

 

Şekil 3: Geliştirme ve uyum kurslarına katılanların eğitim düzeylerine göre dağılımı

 

Kaynak: Elginkan Vakfı Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi verilerinden tarafımızca oluşturulmuştur.

           

 

DPT’nin hazırladığı bir raporda belirtildiği gibi düzenlenen yaygın eğitim programları daha çok ilkokul eğitimlilere yönelik olmaktadır. Yüksek öğrenim gören kişilere hitap eden programların görece sınırlı olması, örgün eğitimini tamamlayanları, yaygın eğitimin dışında bırakmaktadır (DPT, Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2001:8). Buna karşın Elginkan Vakfı Bolu Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin geliştirme ve uyum kurslarına, daha çok üniversite ve lise eğitimliler katılmaktadır. İş dünyasındaki yoğun rekabet ortamında yeni teknolojilerle üretim yapılabilmesi ve çalışanların verimliliğinin sağlanması için lise ve üniversite düzeyinde örgün eğitim yapan bireylerin bu kurslara katılması isabetlidir. Şekilden de görüldüğü gibi geliştirme ve uyum kurslarına katılanlar arasında ilkokul eğitimlilerin sayısı oldukça düşüktür. Tüm katılanların yüzde beşini oluşturmaktadır. Buna karşılık kurslara katılan üniversite mezunları, tüm katılımcılar içinde ilk sırada gelmekte ve yüzde 36’yı oluşturmaktadır.   

 

Sonuç

 

Elginkan Vakfı sunduğu kurs ve seminerleri ile değişen teknolojik koşullara uyum sağlamada, iş kalitesinin yükseltilmesinde, verimliliğin arttırılmasında gerek duyulan mesleki ve teknik eğitim alanında önemli bir boşluğu tamamlamaktadır. İnsanın kaynak olarak kabul edilmesi, emeğinin niteliği nedeniyledir. Nitelikli bir emeğe sahip olmak ise sadece eğitimle mümkündür. Değişen rekabet ve teknoloji koşullarında, bu niteliği daha da yükseltmek için yaşam boyu eğitim anlayışıyla bireylerin mesleki ve teknik eğitim olanaklarını çoğaltmak gerekmektedir.

 

Yaşam boyu eğitim hizmetlerinden hangi gelir düzeyinde olursa olsun tüm vatandaşların yararlanma olanakları günümüz koşullarında hayli kısıtlıdır. Büyükşehir belediyelerince sunulan ücretsiz kurslar dışında gerçekleştirilen yaşam boyu eğitime yönelik programlar, üniversitelerin sürekli eğitim merkezlerinde ve kişisel gelişim merkezlerinde de sunulmaktadır. Ancak bu kurslara katılımın ücretli olması, düşük gelirli olan ya da herhangi bir geliri olmayan vatandaşların katılmalarını engellemektedir.

 

Hayat boyu eğitim hizmetlerinin bir maliyeti olduğu açıktır. Asıl sorun bu maliyeti kimin üstleneceği sorunudur. Hükümetlerin bu maliyeti tek taraflı finanse etmemesi gerektiği genel olarak kabul görmüştür. Bu konudaki politik tartışmalar, her koşulda yararlananın ödemesine odaklanmıştır (MEGEP, 2006: 52). Yeterli kaynağı olanların eğitimden önce, olmayanların ise ertelenerek işe girdikten sonra ödeyeceği politikalar üretilmektedir. Bu politikaların tam tersine Elginkan Vakfı, kurmuş olduğu mesleki ve teknik eğitim merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz sunduğu ulaşılabilir hizmetlerle toplumda etkin bir rol üstlenmiştir. Türkiye’de bir yandan işgücü piyasasının gerek duyduğu donanımlı bireyleri yetiştirirken diğer yandan yoksulluğun yol açtığı fırsat eşitsizliklerini daraltmaya yardım etmektedir. Vakıf, üstlendiği bu rolü, gelecek kuşaklara da sonsuza kadar yerine getireceğini vakıf senedinde teminat altına almıştır.

 

Elginkan Vakfı, ailenin yaşayan tek bir üyesi olmadan da ticari ve ekonomik faaliyetini devam ettirmekte, oldukça gelişkin örnek uygulamalarıyla mesleki ve teknik eğitim alanında etkin hizmetler sunmaktadır. Türkiye’de henüz gelişmemiş bir sivil toplum anlayışı ve ortamına karşın, Elginkan Vakfı bu uygulamalarıyla öncü konuma ulaşmıştır. Vakıf kurucusu merhum Ekrem Elginkan’ın yıllar önceki şu sözleri, ulaşılan bu başarıyı çok güzel ifade etmektedir: “Allah’tan bütün dileğim, kurduğum tüm müesseselerin devamlılığının sağlanması, memlekete faydalı birer kuruluş olarak, insanlara iş imkânı yaratması, devlete vergi vermesi ve bizden sonra gelecek olanlara da örnek olmasıdır”. Elginkan Vakfı’nın örnek hizmetleri birçok ödüle de layık bulunmuştur. TBMM tarafından 2007 yılında verilen Üstün Hizmet Ödülü, Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Valiliği’nin “Eğitime yüzde yüz destek” kampanyasında teşekkür ve tebrik plaketi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü onur ödülü, hak edilen ödüllerin sadece bir kaçıdır. Bolu Ticaret ve Sanayi Odası ile İzzet Baysal Vakfı’nın birlikte düzenlediği Sosyal Sorumluluk Ödülü’nü 2008 yılında Bolu’da Elginkan Vakfı kazanmıştır. Vakfın bu başarısından alınacak dersler, kuşkusuz diğer sivil toplumlara da ilham kaynağı ve yol gösterici olacaktır.

 

Elginkan Vakfı tarafından sunulan eğitimler, Milli Eğitim Bakanlığı Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü ile vakıf arasında yapılan, eğitim işbirliği protokolü çerçevesinde yürütülmektedir. Protokol gereği İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’ne yardımcı olmak amacıyla işbirliği gerçekleştirmektedir. Protokol kapsamında Milli Eğitim Müdürlüğü, eğitim faaliyetlerini denetleyerek gerektiğinde rehberlik yapmakta ve Vakfın yönetmeliğe uygun olarak düzenlediği kurs bitirme belgelerini onaylamaktadır. Taraflar arasında yapılan protokolün adından da anlaşıldığı üzere bu süreç, tam bir işbirliği sürecidir. Bu süreçte gerçekleşen işbirliği, topluma sunulan eğitim hizmetlerinin önünü açmak, etkinliğini arttırmak amacına dönük olmalıdır. Milli Eğitim Müdürlüğü ile bir sivil toplum kuruluşu olan Elginkan Vakfı arasındaki ilişki, hiyerarşik bir ilişki değildir. Bu nedenle hizmet, tamamen işbirliği anlayışı ile gerçekleştirilmelidir. Bu anlayışın başarılabilmesi, tarafların kendi rollerini ve kendilerinden ne beklendiğinin çok iyi fark edilmesi ile mümkündür. İşbirliği anlayışında tarafların gerçekleştirdiği hizmetler, teşvik ve takdir edici tutumlarla desteklenmeli, topluma gönüllülük ilkesi ile karşılıksız verilen katkılar saygı görmelidir. Bürokratların görevlerini yerine getirirken bu anlayışı içselleştirmeleri ve sunulan hizmette hiyerarşik bir üst gibi değil, sadece hizmetin bir tarafı gibi davranmayı unutmamaları gerekir. Henüz ortaklık kültürüne pek de alışık olmayan bürokrasi tarafından sunulacak hizmetler, gelenekselleşmiş katı normlardan, gereksiz engellemelerden arındırılmalıdır. Ortaklık anlayışı da böyle bir yaklaşımı gerektirmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ek: 1         Bolu Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezinde Verilen Kurslar

 

Diksiyon                                                                                              Yönetici asistanlığı

Girişimcilik                                                                          Tekstil Makineleri Uygulamaları

Ön Muhasebe                                                                    Muhasebe Teknikleri

Bilgisayarlı Muhasebe                                                      İthalat-İhracat

Temel elektronik                                                                Dijital ve Endüstriyel Elektronik

Otomatik Kumanda                                                           Elektropnömatik ve PLC Uygulamaları

Ölçme-Kontrol Bilgisi                                                        Temel Teknik Resim

Doğalgaz ve Sıhhi Tesisatçılık                                        Doğalgaz ve Çelik Boru Kaynakçılığı

Elektrik Ark ve Oksijen Kaynakçılığı                                               Bahçıvanlık (Bahçe Düzenleme ve Bakımı)

Bilgisayar Kursları                                                             İlkyardım

*Windows (Word-Excel)

*İnternet

*Powerpoint

*Bilgisayar Donanımı

*Web tasarımı

*Autocad (Bilgisayar Destekli Tasarım

 

EK: 2         Bolu Elginkan Vakfı Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezinde Verilen Seminerler

 

1-    Toplam Kalite Yönetimi Felsefesi

2-    TS-EN-ISO 9001-2000 Kalite Yönetim Sistemi

3-    Kuruluş içi Kalite Denetçisi

4-    OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği

5-    Kalite Maliyetleri

6-    Küreselleşmede Rekabet Gücü

7-    TS-EN-ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi

8-    CV Hazırlama ve Mülakat Teknikleri

9-    Etkili Ekip Çalışması

10-  İş ve İnsan İlişkileri

11-  Sözsüz İletişim (Beden Dili)

12-  Aile İçi İletişim

13-  İşyerinde Psikolojik Yıldırma

14-  NLP (Beyin Dili)

15-  İnsan Kaynakları Yönetimi

16-  Zaman Yönetimi

17-  5 S Prensibi

18-  Sorun Çözme Teknikleri

19-  Etkili Sunuş Teknikleri

20-  İletişim ve Yönetim Becerilerinin Geliştirilmesi

21-  Pazarlama İletişiminde Halkla İlişkiler, Reklam ve Tanıtım

22-  Hizmette Müşteri Memnuniyeti

23-  Marka Yönetim Süreci (Başarılı Markalar Yaratmak)

24-  Kriz Yönetimi

25-  Proje Yönetimi

26-  Tam Zamanında Üretim

27-  Proses Yönetimi

28-  Kalite Bilinci

29-  6 Sigma

30-  Maliyet Düşürme Teknikleri

31-  Yönetimde Liderlik ve Motivasyon

32-  Kurum Kültürü

33-  Kıyaslama (Bencmarking)

34-  Değişim ve Sürekli İyileştirme

35-  Performans Yönetimi

36-  Lojistik Yönetimi

37-  Finansal Tablolar Analizi

38-  Risk Analizi

39-  Stres Yönetimi

40-  E- Ticaret

41-  Sınav stresi

42-  Öğrenci ve Anne- Baba Çatışmalarının Nedenleri

 

 

 

Kaynakça

 

Akbaş, Oktay ve Özdemir, M. Soner (2002). “Avrupa Birliğinde Yaşam Boyu Öğrenme”, Milli Eğitim Dergisi, 155-156, Yaz-Güz. (http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/155-156/colakoglu.htm) (Erişim Tarihi: 07-06-2010).

 

Altuncı, Yusuf Tahir, Salman, Cevat ve Doğan Zülfi Murat (2009). “Mesleki Eğitim Sorunları ve Yeni Model Arayışları”, I. İnşaat Mühendisliği Eğitimi Sempozyumu, Antalya. (http://www.imoantalya. org.tr/imo_antalya_semp2009/files/29.pdf) (Erişim Tarihi: 23-07-2010).

 

Ateş, H. ve Nohutçu, A. ( 2006). “Kamu Hizmeti Sunumunda Gönüllü Kuruluşlar ve Devlet”, Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı: 11, ss., 245-276.

 

Ayyürek, Hamdi B.ile yapılan Derinlemesine Mülakat, 5 Ağustos 2010, Bolu.

 

Baş, Türker ve Akturan, Ulun (2008). Nitel Araştırma Yöntemleri, Seçkin Yayınevi, Ankara.

 

Bolu Elginkan Vakfı Leonardo da Vinci İş gücü Piyasasındaki Kişilerin Hareketliliği Projesi (10 Ekim- 7 Kasım 2010). (http://www.boluelginkanvakfi.com/a_proje.aspx) (Erişim Tarihi: 20-07-2010).

 

Bostancıoğlu, Metin (2006). “Mesleki ve Teknik Eğitimin Temel Sorunu ve Geleceğe Dair Bir Öneri”, İşveren Dergisi, Kasım.

 

Corsino, Daniel (2001). “Uluslararası İşbirliğinde STÖ’lerin Payı”, ss,43-70, Sivil Toplum Örgütleri Neoliberalizmin Araçları mı, Halka Dayalı Alternatifler mi?, Çeviren: Işık Ergüden, Demokrasi Kitaplığı, Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi (WALD) Yayın No: 2, Birinci Basım, Mart, İstanbul.

 

Çolakoğlu, Jale (2002). “Yaşam Boyu Öğrenmede Motivasyonun Önemi”, Milli Eğitim Dergisi, Sayı: 155-156, Yaz- Güz. (http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/155-156/colakoglu.htm) (Erişim Tarihi: 07-06-2010).

 

Doğal Gaz Piyasası Sertifika Yönetmeliği, Resmi Gazete, 25 Eylül 2002, Sayı: 24887.

 

DPT, (2001). Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Hayat Boyu Eğitim veya Örgün Olmayan Eğitim Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara. (http://ekutup.dpt.gov.tr /egitim /oik584.pdf) (Erişim Tarihi: 04-06-2010).

 

Eğitim Bölgeleri ve Eğitim Kurulları Yönergesi, (1999). Tebliğler Dergisi, Kasım, 1999/2506.

 

Erjem, Yaşar (2009). STK’lara Yönelik Sosyolojik Araştırma Raporu, Mersin. (http:// www. ruralyouth. org.tr/ sosyolojik_arastirma/ sosyolojik_arastirma_tr.pdf) (Erişim Tarihi: 27-07-2010).

 

Fikir Dergisi (2010). “Bolu’nun Eğitim Annesi”, B. Hamdi Ayyürek ile yapılan röportaj, Sayı: 5, Mart, ss., 30-35.

 

Gedikoğlu, Tokay (2005). “Avrupa Birliği Sürecinde Türk Eğitim Sistemi:Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Yıl:1, Sayı:1,Haziran, ss.,66-80.

 

Günlü, Ramazan (2003). Avrupa Birliğinde İstihdam, Eğitim ve Meslek Eğitimi. Türkiye-AB Sendikal Koordinasyon Komisyonu, Yayın No:6, Aydoğdu Ofset, Ankara.

 

İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı, Resmi Gazete, 15 Temmuz 2010, Sayı: 27642.

 

Karaçay, T. (2005). “21.Yüzyılda Yeni Dünya Düzeni ve Eğitim”, Eğitimde Yeni Yaklaşımlar Sempozyumu, Ankara Üniversitesi, 25 Eylül 2004, Eğitim Bilim Dergisi, Ocak, ss., 24-42.

 

Kozak, İ.Erol (1985). Bir Sosyal Siyaset Müessesesi Olarak Vakıf. Akabe Yayınları: 39, I. Basım, Kasım, İstanbul.

 

Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği, Resmi Gazete, 03 Temmuz 2002, Sayı: 24804.

 

Milli Eğitim Bakanlığı, (2009). Hayat Boyu Öğrenme Strateji Belgesi. (http://projeler.meb. gov.tr/pkm1/images/stories/haberler/hayatboyu_agustos_2009/dokuman.pdf) (Erişim Tarihi: 11-06-2010).

 

Milli Eğitim Bakanlığı, (2006). MEGEP, Türkiye’nin Başarısı İçin İtici Güç, Hayat Boyu Öğrenme Politika Belgesi.

 

Miser, Rıfat (2002). “Küreselleşen Dünyada Yetişkin Eğitimi”, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Dergisi, Cilt: 35, Sayı:1-2, ss., 55-60.

 

Öksüz, Nazan (2007). “Meslek Eğitim Kurslarının Kadınların İstihdam Edilebilirliğine Katkısı ve İŞKUR’un Üstlenebileceği Roller”, İŞKUR Uzmanlık Tezi, Ankara.  (http://statik. iskur.gov.tr/ tr/rapor_ bulten/uzmanlik_tezleri/) Erişim Tarihi: 05-07-2010).

 

Sağlam, Hacı ve Kuş, Recai. “Mesleki Teknik Eğitimin Yeniden Yapılandırılma İhtiyacı”. (http://myo.karatekin.edu.tr/iveta/makaleler/(13).doc) (Erişim Tarihi: 09-05-2010).

 

Tezer, Murat ve Arifoğlu, Yıldırım (2008). “Yaşam Boyu Eğitim Programlarına Katılan Öğretmenlerin İnternet Kullanımına Yönelik Görüşleri”, 08 Mayıs 2008,  ss., 734-738. (http:// ietc2008.home.anadolu.edu.tr/ietc2008/141.doc). (Erişim Tarihi: 11-07-2010).

 

Toplumun Hizmetinde 21 Yıl (Tarih Yok), Elginkan Vakfı Broşür.

 

Ültanır, Emel ve Ültanır, Gülcan (2005). “Estonya, İngiltere ve Türkiye’de Yetişkinler Eğitiminde Profesyonel Standartlar”, Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt:1, Sayı:1, Haziran, ss.,1-23.

 

Yıldırım, İbrahim (2004). Demokrasi Sivil Toplum Kuruluşları ve Yönetişim, Seçkin Yayınevi, Birinci Baskı, Ocak, Ankara.

 

http://www.meb.gov.tr/haberler/haberayrinti.asp?ID=7507 (Erişim Tarihi: 10-05-2010).

 

http://www.acev.org/content.php?id=22&lang=tr (Erişim Tarihi: 20-06-2010).

 

http://meksa.org.tr/site/?page_id=2 (Erişim Tarihi: 27-06-2010).

 

http://www.myk.gov.tr/images/eylemplan.pdf Erişim Tarihi: 2-8-2010).

 

http://mevzuat.meb. gov.tr/html/164.html 4702 Sayılı Yasanın Uygulanması Hakkında Genelge (2002/55). (Erişim Tarihi: 27-07-2010).

 

4702 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, Resmi Gazete, 10 Temmuz 2001, Sayı: 24458.

 

5763 Sayılı İş Kanunu ve Bazı kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun, Resmi Gazete, 26 Mayıs 2008, Sayı: 26887.